Ana içeriğe geç
← Tüm Sureler

Nebe Suresi — Arapça Okunuşu ve Türkçe Meali

Nebe Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 78. suresidir ve 40 ayetten oluşur. ("Haber" anlamına gelir.)
🔊 Sesli Dinle · Diyanet hafızı tilaveti

Arapça Metni

عَمَّ يَتَسَٓاءَلُونَۚ
عَنِ النَّبَأِ الْعَظ۪يمِۙ
اَلَّذ۪ي هُمْ ف۪يهِ مُخْتَلِفُونَۜ
كَلَّا سَيَعْلَمُونَۙ
ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهَاداًۙ
وَالْجِبَالَ اَوْتَاداًۖ
وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجاًۙ
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتاًۙ
وَجَعَلْنَا الَّيْلَ لِبَاساًۙ
وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشاًۖ
وَبَنَيْنَا فَوْقَـكُمْ سَبْعاً شِدَاداًۙ
وَجَعَلْنَا سِرَاجاً وَهَّاجاًۖ
وَاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَٓاءً ثَجَّاجاًۙ
لِنُخْرِجَ بِه۪ حَباًّ وَنَبَاتاًۙ
وَجَنَّاتٍ اَلْفَافاًۜ
اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ م۪يقَاتاًۙ
يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ اَفْوَاجاًۙ
وَفُتِحَتِ السَّمَٓاءُ فَـكَانَتْ اَبْوَاباًۙ
وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَـكَانَتْ سَرَاباًۜ
اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَاداًۙ
لِلطَّاغ۪ينَ مَاٰباًۙ
لَابِث۪ينَ ف۪يهَٓا اَحْقَاباًۚ
لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا بَرْداً وَلَا شَرَاباًۙ
اِلَّا حَم۪يماً وَغَسَّاقاًۙ
جَزَٓاءً وِفَاقاً
اِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَاباًۙ
وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كِذَّاباًۜ
وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَاباً
فَذُوقُوا فَلَنْ نَز۪يدَكُمْ اِلَّا عَذَاباً۟
اِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ مَفَازاًۙ
حَدَٓائِقَ وَاَعْنَاباًۙ
وَكَوَاعِبَ اَتْرَاباًۙ
وَكَأْساً دِهَاقاًۜ
لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْواً وَلَا كِذَّاباًۚ
جَزَٓاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَٓاءً حِسَاباًۙ
رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۙ الرَّحْمٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَاباًۙ
يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفاًّۜ لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَاباً
ذٰلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّۚ فَمَنْ شَٓاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّه۪ مَاٰباً
اِنَّٓا اَنْذَرْنَا‌كُمْ عَذَاباً قَر۪يباًۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْـكَافِرُ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ تُرَاباً

Okunuşu

Amme yetesaelun. Anin nebeil azim. Ellezi hum fihi muhtelifun. Kella se ya'lemun. Summe kella se ya'lemun. E lem nec'alil arda mihada. Vel cibale evtada. Ve halaknakum ezvaca. Ve cealna nevmekum subata. Ve cealnel leyle libasa. Ve cealnen nehare meaşa. Ve beneyna fevkakum seb'an şidada. Ve cealna siracen vehhaca. Ve enzelna minel mu'sırati maen seccaca. Li nuhrice bihi habben ve nebata. Ve cennatin elfafa. İnne yevmel faslı kane mikata. Yevme yunfehu fis suri fe te'tune efvaca. Ve futihatis semau fe kanet ebvaba. Ve suyyiretil cibalu fe kanet seraba. İnne cehenneme kanet mirsada. Lit tagine meaba. Labisine fiha ahkaba. La yezukune fiha berden ve la şeraba. İlla hamimen ve gassaka. Cezaen vifaka. İnnehum kanu la yercune hısaba. Ve kezzebu bi ayatina kizzaba. Ve kulle şey'in ahsaynahu kitaba. Fe zuku felen nezidekum illa azaba. İnne lil muttekine mefaza. Hadaika ve a'naba. Ve kevaıbe etraba. Ve ke'sen dihaka. La yes'meune fiha lagven ve la kizzaba. Cezaen min rabbike ataen hısaba. Rabbis semavati vel ardı ve ma beynehumer rahmani la yemlikune minhu hitaba. Yevme yekumur ruhu vel melaiketu saffa, la yetekellemune illa men ezine lehur rahmanu ve kale sevaba. Zalikel yevmul hakk, femen şaettehaze ila rabbihi meaba. İnna enzernakum azaben kariba, yevme yenzurul mer'u ma kaddemet yedahu ve yekulul kafiru ya leyteni kuntu turaba.

Türkçe Meali

Birbirlerine neyi soruyorlar? (2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)? (2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)? Hayır, ileride bilecekler. Yine hayır; ileride bilecekler. (6-7) Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı? (6-7) Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı? Sizleri (erkekli dişili) eşler halinde yarattık. Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık. Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık. Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık. Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik. Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık. (14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık. (14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık. (14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık. Şüphesiz hüküm ve ayırma günü belirlenmiş bir vakittir. Bu, sura üfürüleceği gün gerçekleşir ve siz bölük bölük gelirsiniz. Gök açılır ve kapı kapı olur. Dağlar yürütülür, serap haline gelir. (21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir. (21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir. (21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir. Orada ne bir serinlik ve ne de içecek bir şey tadacaklar! (25-26) Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler. (25-26) Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler. Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı. Ayetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı. Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) tamamiyle sayıp tespit ettik. Kafirlere şöyle denilir: "Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız." (31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır. (31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır. (31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır. (31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır. Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan. (36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir. (36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir. (36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir. İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar. Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.

📚 Kaynak: Kur'an-ı Kerim, Nebe Suresi (78/1-40) · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
Diyanet İşleri Başkanlığı

Sıkça Sorulan Sorular

Nebe suresi kaç ayettir?

Nebe suresi 40 ayetten oluşur ve Kur'an-ı Kerim'in 78. suresidir.

Nebe ne anlama gelir?

"Nebe" kelimesi "Haber" anlamına gelir.

Diğer Sureler

Hızlı Erişim