Bir Pazar Klasiği Serpme Kahvaltı İsrafın Zirvesi mi ?
İsraf, Arapça bir kelime olup ‘’ haddi aşmak, boşa harcamak, gereksiz tüketmek’’ anlamına gelmektedir. Gözle gördüğümüz, elle tuttuğumuz maddelerin dışında zamanı dahi boşa harcamak bir israftır. Dinimiz ise israfın her türlüsünü haram saymış bu konuda insanları uyarmıştır. Ama insanların, uyarıldığı birçok konuda aksini yapma tutkusu israf konusunda da kendini göstermiş, yiyecekten içeceğe, giyecekten el aletlerine ve hatta zamana kadar hemen her şeyi israf eder olmuştur.
Hele bazı israflar var ki işin boyutunu israf üstü bir çılgınlığa götürmüştür. Ve dahası bu israfın tekrarı yaşansın, hiç durmadan devam etsin, toplumun hemen her kesmi o veya bu şekilde katılsın diye insanın hayatına düne kadar hiç olmayan terimler türetilmiş, olgular dayatılmış, hatta adetler getirilmiştir.
Terimler dillere, olgular zihinlere, adetler davranışlara yansırken hiçkimse bunun sebep olacağı toplumsal ve sosyolojik yarayı ilk başlarda göremedi. Adeta denizin açıklarından kıyıya gelen azgın ve güçlü bir dalga gibiydi. Sular yaklaşıp köpürene dek herkes sadece ama sadece izledi. Suların bizi yuttuğu zaman ise artık çok geçti…
Terimler dillere, olgular zihinlere, adetler davranışlara geldi yerleşti. Bizim ananemizde gel demek kolaydır da git demek zordur kabilinden bunların hiçbirine ‘’git’’ diyemedik. Belki de sevdik bu israfı itiraf etmek gerekirse… Zaten sevilmeyen bir şeyin bu kadar yaygın olması da beklenemezdi değil mi? Bazılarınca statü ifadesi olan, saatler harcanan, şen kahkaları patlatan, insanı motive eden, güne hatta koca bir haftaya amaç yükleyen o israfı itiraf etmek gerekirse çok sevdik…
Birçok toplumda olduğu gibi bizim toplumumuzda da aile bireyleri en çok hafta sonları bir arada olurlar. Okullu olana da çalışana da tatil olan o pazar gününde yıllar önce edinilen adetle yerleşen
‘’ Serpme Kahvaltı’’ illâ yapılmalır. O hafta olmazsa öbür hafta o da olmaz diğer hafta kesinlikle gidilir o serpme kahvaltıya…
Gidilecek, bu iş artık bir boy gösterme merasimi oldu, ödün verilemez (!) O eşofmanlar o rahat kıyafetler giyilecek, mahallenin, beldenin, semtin en ‘’ serpici’’ kahvaltısını veren mekana gidilecek aman Yâ Rabbe-l Âlemin o masa çatala bıçağa yer kalmayıncaya dek kahvaltılıklarla donatılacak, mutlu aile pozları verilip konum eklemesi yapılarak sosyal medyada fotoğraflar paylaşılacak ve sonunda getirilerin çeyreği yenilerek doyulup yüklü ücretler ödenecek, masadan kalkıp gidenlerin bıraktıklarıyla belki iki aile daha doyacakken o bırakılanların hepsi çöp olacak…
Gerçi aldığım duyumlara göre bazı mekanlar, serpilmiş kahvaltılardan geriye kalan peynirleri tereyağları çatal, kaşık izlerini keserek, reçeli veya balı varsa üzerine düşen bir damla yağı bir zeytini alıp temizleyerek diğer müşterilere serpiyormuş ama o da başka bir yazının mevzusu olsun ne diyelim…?
Serptirtmeyin abiler, ablalar, kardeşler, arkadaşlar… Bir çeşit peynirle de doyar insan, sigara böreğinin yanında paçanga böreği olmasa da olur, zaten lokma var, taze ekmek de cabası değil mi? Sucuksuz yumurta da gayet besleyicidir, yeşil zeytin çeker belki canın ama kıvırcık sele zeytin de lezzetlidir.
Bir de bazı yiyeceklerin masaya gelişi var ki ey hat! Daha çok müşteri çekebilme adına iş artık doymaktan doyurmaktan çıkmış şova dönmüş. Alt tarafı bir salata yiyeceksin mesela, o ne öyle her salata tabağı Rönesans tablosu gibi sanat imgeleriyle bezenmiş… Domates dilimine öyle şekiller verilmiş ki çatal daldırmak şöyle beri dursun, insan rüzgâr eser de tabak bozulur diye korkuyor.
Şunu da belirteyim , ‘’Ben hepsini yerim’’ diyene ‘’ Boşan da semerin ye!’’ deme gafletinde olacak değilim. Ye ağam paşam yarasın. Senin kesen senin masan. Ama israf olduğu zaman o masada olmayan herkes o masada bulunan nimetler konusunda hak sahibiymiş gibi geliyor bana. Biline ki kimsenin yediğinde gözümüz yok! Bilakis gözümüz, yesinler yiyebilsinler diye insanların yemediklerinde yiyemediklerinde…
Serptirtmeyin abiler, ablalar, kardeşler, arkadaşlar… Biz sabah kahvaltılarında bir zeytin tanesini en az iki yudumda yiyen, sofraya düşen ekmek kırıltılarını diliyle ıslattığı işaret parmağını bandırarak ağzına götüren insanların torunlarıyız. Ayıp mı? Haşa! Fakirlikten mi? Belki ama işin özü nimete karşı saygı ve Kelamullah’a itaat… Geçinmek bu kadar zorken, milyonlarca aç insan varken ve A’râf Suresi 31. ayet (Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel elbiselerinizi giyinin. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.) öylece net irade koyarken korkarım ki biz masamıza koyulanların hesabını veremeyeceğiz.
Gözlerimiz Peygamberimizin aç yattığı geceleri düşünüp ağlarken, göğsümüz Yavuz Sultan Selim’in onca şatafatın içinde tek öğün yemek yediği söylendiğinde kabarırken neden midelerimizin alamayacağı sofralar kurduruyoruz?
Bir de bu israfı şirin, nostaljik kelimelerle daha çekici hale getirir oldular. Mesela sadece ‘’ Serpme Kahvaltı ‘’ değil artık ‘’ Serpme Köy Kahvaltısı’’ da var değil mi? Halen köy hayatından kopmamış biri olarak şunu söyleyebilirim ki o serpilenler hangi köyün kahvaltısı çıkaramadım ama hiçbir köylünün onca şeyi bir anda sofrasına koyamadığına eminim.
Peyniri kireç, zeytini kömür, tereyağı lapa, ekmeği bayat, çorbası yağsız, yoğurdu ekşi, çayı demsiz… İster inanın ister inanmayın çoğu köylünün sabah kahvaltısında sofrasına koydukları bunlardır. Hatta ben, misafir olduğum bir köyde sabah kahvaltısında derin çinko bir sahana ayran döküldüğü ve o sahandaki ayrana da ekmek doğrandığını gördüm. Kaşık kaşık yedik, yoğurdu biraz azdı suyu boldu ama bize afiyet oldu...
Hafta sonu ‘’ Serpme Kahvaltı…’’. Bu bir statü göstergesi, bir kartvizit değil. Elbette bir mekanda kahvaltı yapabilir her insan. Ama hiçbir insanın sırf ekonomik gücü yetiyor diye israf etmeye hakkı yoktur. Onu arayanın, ona ulaşmak isteyenin hakkına girmek insanın vicdanına sızı olmaya kafidir.
Gelin bu pazar yine bir mekanda kahvaltı yapın ama rençberin avcundaki tohumu toprağa serptiği gibi masanıza kahvaltılıkları hoyrat hoyrat serptirtmeyin. Bu israf mekanizmasının çarkına diş olmayın. Çiğnerken dişinizin yorulduğu, öğütürken midenizin ağrıdığı, masanızdan kalkıp gittiğinizde dolu tabakların öylece çöpe atıldığı pazar günlerini artık hayatınızdan çıkarın…
Serptirtmeyin abiler, ablalar, kardeşler, arkadaşlar serptirtmeyin...!
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış
Devamını keşfet — Bunları da oku
- 2040 Yılında Sigara ile Mücadelede Son Koz
- Kültür ve Turizm Bakanlığı Personel Alımı 2026 — Yaş Şartı Kaldırıldı
- Kripto Piyasasında Sert Satış: Bitcoin 61.216 Dolara Geriledi, Ethereum Yüzde 3,66 Değer Kaybetti
- Millî Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı 2026-MEB-AGS 2026 Sınavına 30 Gün Kaldı — Tarih, Yer ve Hazırlık Rehberi
- Altın 0,96% Düşüşle Kapandı: Gram 6.352,10 TL, Dolar 46,12 TL
- Yunanistan'da 5 Büyüklüğünde Deprem
- Pamuk ve Petrol Sert Düşüşte: Emtia Fiyatlarındaki Gerileme Dikkat Çekiyor
- Altında Yedi Günlük Düşüş: Gram 6.416 TL'de, Ons 199.552 TL
- Kapanışta Piyasalar: Gram Altın 6.399,99 TL, Dolar 46,10 TL
- NEAR Protocol %13,58 ile Günün En Çok Yükseleni Oldu
- Kıyı Emniyeti 27 Daimi İşçi Alıyor — Başvurular Başladı
- 2026 Dünya Kupası 11 Haziran'da Başlıyor: İşte Türkiye'nin Yolu