İnsanın Değer Verdiği Şeyler O İnsanın Kim Olduğunu Ele Verir Mi?
Günümüzde insanın karakterini anlamak adına birçok çalışma yapılmış, testler geliştirilmiştir. Bunca veri mekanizmalarına rağmen bir insanın karakterini çözmek çoğu kez tam anlamıyla mümkün olmuyor. Ama insanlık ınsanın karakterini çözmek, anlamak için halen çalışıyor.
Yeni çalışmalara, geliştirilmiş testlere inat özellikle eskilerin bu yöndeki metodları bugün dahi geçerliliğini korumakta. Mesela bir insanın karakterini anlamak için onunla yolculuğa çık, onunla ticaret yap, ona bir sırrını ver, ailesine olan davranışlarını gözlemle, arkadaş çevresine bak, çilingir sofrasına otur diyen eski insanların bu metodları tüm psikolojik testlerden daha gerçekçi sonuç oranlarına sahip…
Bu metodlara günümüz tecrübelerinden istifade edilerek eklenen sınamalar yok değil elbette. Mesela erkeklerin gerçek yüzünü görmek için halı saha maçına götür gibilerinden yeni metodların kişinin karakter analizinde doğru veriler sunduğu pekala ortada. Yani mağlupken hırçınlaşan, arkadaşına bağıran, rakibine sert müdahalelerde bulunan bir erkeğin karakterinde, yenilgiye karşı hazımsızlık, baskı altında kendini kontrol edememe gibi özelliklere varmak güç değil. Borç vererek, arkadaşlık kurarak, yolculuğa çıkarak, sır vererek karakterini çözümeleyemediğin biri varsa onunla bir de halı saha maçı yap. Sarfedilen efor ve kazanma güdüsüyle karakterinde olanları gizleyemeyeceği için sana kişiliğine dair doğruluk oranı çok yüksek veriler sunacaktır.
Peki bir insanın karakterini oluşturan, onun karakterine meziyetler ya da karşısındaki için eziyet olacak tutumlar yükleyen parametreler nelerdir? Hemen söyleyeyim; genler, çevresel faktörlerden daha büyük yüzdelik dilimle, bir insanın karakter ve kişilik oluşumunda neredeyse en büyük paya sahip. Bu pay için illa bir yüzdesel aralık verilecekse bilim bunun %40 ile %60 arası olduğunu söylüyor.
Genler, özellikle mizaç ile duygusal eğilimlerin, davranışsal özelliklerin ve kişisel boyutların gelişimi üzerinde çok etkili. Elbette hayattaki tecrübeler, çevresel etmenler, eğitim ve öğretim hayatı karakter gelişimi açısından olumlu veya olumsuz etkilere sahip. Çünkü gen, karakter için bir kader değil fakat bir temel olduğu da gün gibi aşikâr.
İnsan karakterinin oluşmasında genlerin etkisini illaki bilimsel verilerle, laboratuvar tetkikleriyle açıklamak yerine çok değer verdiğim büyüğümden dinlediğim, daha önce başka birinden duymadığım ve hiçbir yerde okumadığım bir hikayeyi paylaşmak geldi aklıma…
Hadi bakalım, genlerin insan karakteri üzerindeki etkisini bu az bilinen hikayeyle pekiştirelim.
Çaylar kahveler tazelensin… Başlıyoruz.
xxx
Bilinmez diyarların, unutulmuş zamanların birinde sakalı göğsünde yaşlı bir adamı ‘’suçludur’’ diye
padişahın huzuruna çıkartmışlar. Padişah, sakalından yaşından dem vurup azarladığı adamı günde yarım testi su ve yarım somun ekmek istikakıyla zindana atılmasını emretmiş. Muhafızlar arasında zindana götürülen adam ‘’ Padişahım beni zindanda çürütme ben senin işine yararım.’’ demiş. Adamın zindan korkusundan yalan söylediğini düşünen padişah kibirli bir gülümsemeden sonra ‘’ Sen ne iş yaparsın ki? ‘’ diye sormuş. Yaşlı adam bir adım yaklaşıp, ‘’ Padişahım ben attan, altından ve de insandan çok iyi anlarım.’’ deyince, padişah bunlarla hiç ilgelenmeyip tek el hareketiyle yaşlı adamı huzurundan çıkartmış
Birkaç zaman sonra padişaha komşu ülkeden bir at hediye edilmiş. Fakat at padişahı görünce çakacak yer arayan bir yıldırıma dönüyor, şaha kalkmalarının, çiftte atmalarının ardı sonu kesilmiyor, memleket dahilindeki en mahir seyisleri bile çaresiz bırakıyormuş.
Atın nasıl ehlileştirileceği divanda görüşülürken padişahın aklına zindana attırdığı o yaşlı adam gelmiş. ‘’ Adam attan iyi anladığını söylemiş idi şimdi bunu tatbik etme zamanıdır. İhtiyarı zindandan bahçeye çıkarın.’’ diye buyruk vermiş.
Padişah, hazırun ve yaşlı adam bahçedeyken huysuz at bin bir zorlukla getirilmiş. Yaşlı adam atı uzaktan incelemiş, yanına varmış, atın gözlerini kapatıp sevmiş. İncelemeleri birkaç dakika daha sürdükten sonra padişaha dönüp, ‘’ Padişahım bu at size düşman yetiştirilmiş ama kokunuzdan ama kıyafetlerinizden sizi tanıyıp ondan hırçınlaşıyor.’’ demiş. Padişah buna inanmamış ve emin olmak için çok zalimce bir karar vermiş. Hikaye bu ya zindanda idamlık bir mahkuma padişah kıyafetleri giydirilerek atın üstüne bindirilmiş ve gerçekten at, padişah kıyafetli binicisini anında altına atıp eze eze öldürmüş.
Padişah, hayatını kurtaran yaşlı adama dönüp, ‘’ Sana bir hayat borçluyum ihtiyar. O yüzden seni mükafatlandıracağım. ‘’ demiş. Yaşlı adamın gözleri parlamış, mükafatın ne olduğunu soramadan padişahın gür sesi bahçeyi inletmiş. ‘’ Zindancı başı bu mahkumum istikakını arttırdım. Günde bir testi su bir tam somun ekmek mükafatımdır.’’ Yaşlı adam duyduklarına şaşmış. Gülsün mü kızsın mı bilememiş. Padişahı şöyle bir süzüp huzurdan çekilmiş.
Yine günlerden bir gün uzak bir ülkenin heyetinden hediye baabında emsallerinin çok üstünde işçilik örneği olan mücevher süslü, altından bir taç gelmiş. Padişah bu tacı takacakken yaşlı adamın daha önce dediklerini hatırlayıp onu tekrardan huzuruna çağırmış.
Huzura gelen yaşlı adama padişah, ‘’ İhtiyar, vaktiyle attan anladığını ispat ettiğin amma altından anladığına dair bir maharetini göremedik. Bak bakalım şu taca, benim şanıma kudretime yaraşacak kıymette mi?’’ demiş.
Yaşlı adam tacı alt, üst, yan, kenar her yerini inceledikten sonra ‘’ Hünkarım, bu taç zehirli görünüyor. Şuradaki süs gibi duran mücevherlerin ucu deri altınıza zehir zerk edecek ve o zehir sizi birkaç gün içinde öldürecek.’’ demiş. Padişah yine aynı usulle tacın güvenirliliğini test etmiş. Zindandan çıkarılan idamlık bir mahkuma giydirilen taç, mahkumu birkaç gün içinde öldürmüş.
Durumdan haberdar olan padişah yaşlı adamı huzuruna emretmiş ve ona ‘’ Altından da anladığını ispatladın ihtiyar. Sana yine bir can borcum oldu. Tasalanma seni yine mükafatlandıracağım. Bu ihtiyarın istikakı bundan böyle iki testi su iki tam somun ekmek olacak.’’ deyip yaşlı adamı göndermiş.
Gel zaman git zaman, ülkede her şey süt liman derken bir gün padişahın aklına zindandaki yaşlı adamın ‘’ insandan anlarım.’’ iddiasını ispatlayamadığı gelmiş. Yaşlı adamı huzuruna çağırmış. Huzura varan yaşlı adam padişahı küçümser gözlerle süzmüş. Padişah tahtına kurulu ‘’ İhtiyar, evvelce anlarım dediğin şeylerden ikisinin ustası olduğunu ispat ettin, ettin amma insandan anlayıp anlamayadığını tatbik edemedik. Şimdi soruyorum sana ben nasıl bir insanım?’’ demiş.
Yaşlı adam bir sağına bakmış bir soluna bakmış, ‘’ Bunu ancak bu odada sen ile ben kalırsak söylerim.’’ demiş. Padişah emretmiş, en yakın serdengeçtilerini bile odadan çıkartmış.’’ İstediğini yaptım. Bir sen kaldın bir ben. Hadi söyle bakalım ihtiyar ben nasıl bir insanım?’’
Yaşlı adam, sağ elini kuşağının içine sokup omurgasını dikleştirmiş. ‘’ Sen padişahım. P.çin tekisin.’’ demiş. Duyacağını düşündüğü övgülerle göklere çıkarılmayı beklerken duyduğu cümleyle yerin dibine giren padişah hışımla ayağa kalkmış. ’’ Sen ne dersin be ihtiyar? Bunadın herhalde. Ben bu ülkenin padişahıyım! Babam padişah, dedem padişah…’’ diye haykırarak, kendinden önce tahta oturmuş büyük büyük dedelerinin isimlerini sıralamış.
Başını olumsuz anlama gelecek şekilde sallayan ihtiyar, ‘’ Sen o silsilenin devamı değilsin. Olamazsın. Ben senin ne olduğundan eminim. Sen bir p.çsin. Git anana sor, öğren yanıma gel. Benim dediğimin aksi çıkarsa kellem senindir.’’ demiş ve mağrur adımlarla odadan çıkmış.
Padişah duydukları karşısında ilk şoku atlattıktan sonra annesinin sarayına gitmiş. Sıkılmış, bükülmüş, eğilmiş, doğrulmuş, bulgur bulgur terler dökmüş sonunda konuyu annesine anlatmış. Annesi oğlundaki ısrarın deli yakıcı bir öfkeye dönüşmesinden korkup ağlayarak söze başlamış. ‘’ O adam her kimse doğru söylüyor oğlum. Babanın sefere çıktığı zamanlarda bir gaflet anıyla nefsime yenildim ve o günlerde sarayın genç fırıncıbaşısıyla birlikte oldum. Şeytana uydum çok pişmanım ama gerçek bu evladım. Sen, senden önceki padişahın değil o fırıncıbaşı olan adamın oğlusun.’’ demiş.
Padişah büyük bir yıkımla sarayına dönmüş, her zaman yanına çağırttığı yaşlı adamın bu sefer hücresine kendi ayaklarıyla gitmiş. Yaşlı adam hücresinde padişahı görünce şaşırmış. Padişahtaki hali fark edince de iddiasından iyice emin olmuş.
Padişah herkesi zindan çıkartmış.‘’ Bunu da bildin ihtiyar. Anam ağlaya ağlaya itiraf etti. Evet ben o padişah silsilesinin devamından gelen bir evlat değilmişim. Peki benim babamın kim olduğunu da bilebilir misin?’’ deyip ihtiyarın karşısına bağdaş kurmuş.
Yaşlı adam acı acı tebessüm edip ‘’Bunu bilemeyecek ne var? Sen ya bir fırıncının ya da bir hamurcunun dölüsün. Onun oğlusun.’’ demiş. Padişah yutkunup kafasını kaldırmış. ‘’ Bildin, bunu da bildin. Peki nasıl anladın?’’ diye sormuş.
‘’ Oğlum ‘’ demiş yaşlı adam, babacan ama azarlayan bir ses tonuyla ‘’…ben ikidir senin hayatını kurtarıyorum. Sen de ikidir seni mükafatlandıracağım deyip bana ekmek veriyorsun. Sen padişah zürriyetinden gelmiş olsan, kurtarılmış bir hayata mükafat olarak ancak bir hayat sunmak olduğunu bilir, bana ekmek vermek yerine hürriyet verirdin. Ama sen fırıncı zürriyetinden geldiğin için alemde sana göre en değerli şey un, su, maya, hamur, ekmek… Bu yüzden ben senin hayatını yüz kere kurtarsam, sen mükafatlandıracağım deyip bana yine ekmek verirsin… Senin mayanda hamur karmak var hüküm vermek yok. Çünkü senin geldiğin zürriyette en değerli şey ekmektir.’’
xxx
İşte böyle… Biraz uzun ve manidar, manidar olduğu kadar da pek bilinmeyen bu hikaye de gösteriyor ki genetik, karakterin oluşumda gerçek bir temel vazifesi görüyor. Padişah tahtına da otursan sadrazam kavuğu da taksan bu değişmiyor. Ve insan dediğin, değer verdiği şeylerle kendi karakterini, kendi kimliğini ele veriyor.
Konuyla ilgili birçok sınama metodu bulan eskiler bir de şunu eklemiş ;
‘’ Katranı kaynatırsan olur mu şeker? Cinsine tükürdüğüm cinsine çeker!’’
📰 İlgili Haberler
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış
Devamını keşfet — Bunları da oku
- Bir Pazar Klasiği Serpme Kahvaltı İsrafın Zirvesi mi ?
- 2040 Yılında Sigara ile Mücadelede Son Koz
- 5 Büyüklüğünde Deprem Yunanistan İlksel Açıklarında
- 2026 Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü Personel Alım İlanı
- Altın 2,79% Düşüşle Kapandı: Gram 6.141,53 TL, Dolar 46,13 TL
- Altın ve Kripto Piyasalarında Sert Düşüş: Gram Altın 6.178 TL'ye Geriledi
- Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 5 Bireysel Danışman Alıyor — Son Başvuru 13 Temmuz
- Boğaziçi Üniversitesi 62 Sözleşmeli Personel Alıyor — Son Başvuru 17 Haziran
- Kültür ve Turizm Bakanlığı Personel Alımı 2026 — Yaş Şartı Kaldırıldı
- Kripto Piyasasında Sert Satış: Bitcoin 61.216 Dolara Geriledi, Ethereum Yüzde 3,66 Değer Kaybetti
- MEB Akademi Giriş Sınavı 2026: 30 Gün Kala Son Hazırlık Rehberi
- Altın 0,96% Düşüşle Kapandı: Gram 6.352,10 TL, Dolar 46,12 TL