Ana içeriğe geç
Eğitim ve Öğretimde Mezun Tevazu ve Samimiyette Sınıf Tekrarı
Köşe Yazısı ✍ Köşe Yazısı

Eğitim ve Öğretimde Mezun Tevazu ve Samimiyette Sınıf Tekrarı

6 dk okuma 41 görüntülenme Güncellendi: 21.06.2026 10:22

      Mezun olmak; eğitim kurumundaki eğitim sürecini tamamlayarak diploma, sertifika veya buna denk bir belge almaya hak kazanma durumudur. Bu durum insan hayatındaki dönüm noktalarından biridir. Çünkü eğitim ve öğretim sürecini geride bırakmış kişiler, mesleki anlamda artık hayata atılacaklardır. İnsan hayatının dönüm noktalarından biri olan ‘’ mezun olma ‘’ durumu elbette belli başlı organizasyonlarla, varsa kurumun teamül olmuş adetleriyle öğrenciler, eğitimciler ve davetliler arasında kutlanmalı, yıllar alan zorlu sürecin tamamlanması anılarda sadece bir diplomayla, bir belgeyle kalmamalı.         

     Bizim zamanımızda bir öğrencinin mezuniyet törenine katılabilmesi için üniversiteyi bitirmesi gerekirdi. Üniversite eğitiminin altında kalan bir eğitim kurumunda mezuniyet törenleri yapılmaz, öğrenciler öyle cübbe-kep giyip arz-ı endam etmezdi. Elbette ilkokulu, ortaokulu, liseyi bitirenler bunlara dair birer hatıra edinir, özellikle lise öğrencileri bir akşam balosuyla veda ettikleri okullarından, hayatlarının bundan sonraki evrelerinde belki de hiç görüşemeyecekleri arkadaşlarıyla son kez birlikte vakit geçirip eğlenirlerdi. Ama bunun adı asla bir mezuniyet töreni olmaz, o gecede öğrenciler cübbe giymez, kep takmazlardı.

     Şimdilerde mezun olmanın, mezuniyet töreninde kep takıp cübbe giymenin bir kıymet-i harbiyesi kalmadı. Yahu anaokulu sınıfına giden dört yaşındaki çocuğa eğitim öğretim yılı sonu mezun oldu deyip kep taktırılıyor, cübbe giydiriliyor. El parmaklarının ucundan, topuklarına kadar cübbe içinde kaybolan çocuklar neyi niye giydiğinin, neyin niye olduğunun farkına bile varamadan organizasyon boyunca sağa sola şaşkın şaşkın bakıyor…

    İlkokuldan ortaokula, ortaokuldan liseye geçen çocuklara mezuniyet töreni adı altında yapılan bazı kutlamalar ise şampiyon olan şehrin futbol takımına yapılmıyor. Belki de uygulanmaya başlamıştır ama yakında yaygın olarak mezuniyet kınası, diploma mevlidi, son gün lokması gibi terimlerle yapılacak kutlamaları okul bahçelerinde sık sık göreceğimiz aşikar…

    İlkokulu beş, ortaokul ve liseyi üç yıl okuyanlardanım. İlkokul ve ortaokul son sınıfa giderken bu dönemlerimize ait bir anı kalsın diye okula fotoğrafçılar gelir, isteyen öğrenciler önlük veya ortaokul üniformasıyla bir adet kendilerine, bir adet sınıf öğretmenlerine ait vesikalık, bir adet de tüm sınıf mevcudunun okul merdivenlerine dizilerek poz verdiği fotoğraflar çekinirdi. Bu fotoğraflar okulun künyesinin yazılı olduğu kuşe karton içinde hatıra olarak öğrencilere verilir ve bizim mezun olduğumuz yıla dair edinip edinebileceğimiz tek hatıra, katıldığımız tek organizasyon bu olurdu.

    Hatta şöyle izah edeyim öğrencilik yıllarımda bir öğrencinin mezuniyet töreninde cübbe giyip kep takmak için eğitim hayatında hiç duraksamadan 15 yıl ilerlemesi gerekiyordu. Yukarıda da belirttiğim gibi şimdilerde ise bu kıyafetlerle yapılan merasimler anaokulu düzeyine kadar indi. Ebeveynler mutlu olacak, sosyal medyaya malzeme çıkacak diye çocukların ne suçu var? Dahası mezuniyet gibi gerçekten emek ve zaman isteyen bir durumu daha o yaşlarda neden bu kadar basitmiş gibi gösteriyoruz onlara? Her şey başarıyla bitmiş, sıra gelmiş delicesine kutlamaya…(!) Ne oldu? Pelin, Arda, Atlas, Ege anaokulunu bitirip mezun oldu (!) (İsimler ilk aklıma gelenlerdi. Gerçek kişilerle bir ilgisi yok)

   Tarihe baktığımızda mezun olan öğrenciler için düzenlenen törenlerin ta 12. yüzyılda Avrupa’daki ilk üniversitelere kadar uzandığını görüyoruz. Bizde ise Selçuklu Dönemi’ne kadar giden bu törenin adı ‘’ İcazet Töreni’’ idi. Günümüz üniversiteleri olan o günkü medreselerden mezun olan öğrenciler özel kisveler, yeni cübbeler giyer, sarık takar ve büyük camilerde ‘’ İcazet Töreni’’ ile belge ve unvan alarak mezun olurlardı. Ülkemizde günümüz anlamındaki ilk mezuniyet törenleri ise 1960’lı yıllarda Ortadoğu Teknik Üniversitesi bünyesinde yapılmıştı.

 

    Yani ne dünya ne de biz bu tür törenlere yabancı değiliz ama o zamanlarda bile mezuniyet töreni için üniversite bitirme şartı aranmaktaymış. Şimdiler de öyle mi? Gördük ki bu iş, artık bizde o kadar alelâde bir hal almış ki okulun son günü neredeyse kim kaçıncı sınıfa geçti geçmedi bakılmaksızın buyurun mezuniyet törenine… Ve bu durum bana, geri dönülemez bir terslik yaşandığını artık o durum için yapılacak hiçbir şey kalmadığını ifade etmek için kullandığımız bir deyimi hatırlatıyor;

‘’ Buyurun cenaze namazına…’’

    Sosyal medyanın egemen olduğu hayatlarımızda artık mezuniyet törenleri (!) de abartılı, samimiyetten uzak, böyle damda saksağan vur beline kazmayı dedirtecek davranışların kol gezdiği, insanın ağzını açık bırakan bir duruma geldi.

      Geçenlerde gördüm şok oldum. Bir öğretmenimiz, papatya çiçeğinin merkezindeki beyaz çember gibi bembeyaz giyinmiş, etrafında bir üst sınıfa geçen öğrenciler, hepsi ağlamaklı… Öğretmenimizin elinde bir makas, çevresindeki ucu sonu nereye varıyor bakmaya cesaret edemediğim kırmızı kurdeleleri kestikçe ağlıyor, kıvranıyor, bayıldı bayılacak… Kendilerine rol model edindikleri öğretmenlerinin bu feryat figan hallerini gören öğrenciler de ağlıyorlar, onların da yüzleri gözleri kıpkırmızı... 

     O öğretmenimiz her kurdele kesişinde o kadar ağlıyor o kadar ağlıyor ki sanki bir üst sınıfa geçen öğrencileri ALLAH muhafaza cepheye çağrıldı da kesilen kurdele ile her birinin şehit haberi geldi. Yapılan şey bir mezuniyet töreni değil zaten ama yapılanlar kutlamadan öte çocuklarda travma kalacak kadar dehşet verici.

      Elbette insanın evladı yerine koyduğu, yıllarca emek verdiği öğrencilerinden ayrılması zordur. Burun sızlar, gözler yaşarır, yutkunurken bir taş gelir o boğaza takılır ama tepkinin böylesi, tepkinin bu kadar dram hali ve bu dramın adeta bir yönetmen gözüyle farklı açılardan videoya çekilmesi hem günün anlam ve önemine gölge düşürüyor, hem de gerçekten samimiyetten uzak absürt bir hal alıyor…

     Aman çocuğumuz etkilenmesin, aman travması olmasın, aman bilinçaltına yerleşmesin kaygısıyla tir tir titreyen velilerimiz bu konuda neden hassas davranmıyorlar? Pedagogların, çocuk psikiyatri uzmanlarının uyarılarını neden dikkate almıyorlar? Sosyal medyada çocukların salya sümük ağlayan hallerini neden teşhir ediyorlar? İdarecisinden eğitimcisine, velisine kadar artık birileri şapkasını önüne alıp düşünmesi gerekiyor… Çünkü ipin ucu kaçtı !

     Her şey bir tarafa, resmi kurumlarda iş ve işleyiş kanuna, tüzüğe, yönetmeliğe veya genelgelere uygun olmak zorundadır. Buna kurum bünyesindeki mezuniyet törenleri, balolar ve eğlenceler de dahildir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2019/6 sayılı genelgesine baktığımızda, mezuniyet törenleriyle ilgili idareci ve öğretmenlere belli başlı görevler yükleyip çocukların fiziki ve ruhi sağlığını gözeterek bu tür organizasyonlarda ‘’ israf ve aşırılığa kaçan’’ uygulamalardan imtina edilmesi yer almaktadır. Ne yazık ki artık mezuniyet töreni adı altında yapılan etkinliklerde sergilenenler, mantık sathını aşmakla aşırılığa giderek ,mevcut genelgeye mugayir durumlar oluşturmaktadır…

 

     Çocuklarımızın başarısı göğsümüzü kabartır bunun aksini kimse iddia edemez. Onların başarıları bizim hayata dair birer madalyalarımızdır. Elbette sevineceğiz, mutlu olacağız. Duyguları sömürmeden eğlenmek başka ama çocuklarımızın her başarısının ardından tören düzenlemek çok da sağlıklı bir davranış değilmiş gibi geliyor bana. Çünkü o çocuk, günü geldiğinde gerçekten tören düzenlenmesi gereken bir başarıya imza attığında, düzenlenen tören için belki de o kadar heyecanlanmayacak. Belki de o törende yer alabilmek onu başarıya ulaştırma açısından hırslandırmayacak. Neredeyse bir bebekken cübbe giyip kep takıp mezuniyet töreni görmüş biri, aynı törene dair bu duyguları hiç yaşamamış gibi nasıl davransın? Başarısının törene layık olabilecek bir çapta olduğunu nasıl anlasın ey veliler ey öğretmenler?

    Anlatmak istediğim meramımı şu son paragrafla tamamlayayım… Eğitim öğretim yılının sonunda haklı eğlenceler, güzel organizasyonlar, öğrenci-veli-öğretmen unsurlarının birer paydaş olduğu etkinlikler elbette yapılacak yapılmalı da. Buna sözümüz yok… Sıkıntı bu eğlencelerdeki aşırılık, alakasızlık ve samimiyetsizlik… Okul sonu eğlencelerimize bunların gölgelemesine izin vermediğimiz sürece; ‘’ Şen ola düğün şen ola…’’

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış

Aşağıdan ilk yorumu sen yaz ↓

Yorumun moderasyon sonrası yayınlanır. Spam / hakaret içeren yorumlar silinir.

Devamını keşfet — Bunları da oku

Bu haberi paylaş

Güncel haberleri kaçırmayın.

Bültene abone ol
Hızlı Erişim